İş modeli: Abonelere her ay sürpriz bir kutu göndermek

  • Bu blog’da yapmak istediklerimden biri de internetteki iş modellerini konuşmak ve konuşturmak. Böylelikle hem girişimcilere yol göstermek hem de yeni modeller yaratılabilmesi için kafalarda ışık çaktırmaya vesile olmak istiyorum.
  • Bu yazıya konu olan model, abonelerinize her ay bir kutu göndermek. Müşteriler kutuda neler olabileceğini başlık olarak biliyor ama içindekileri ancak açınca öğreniyor.
  • Sisteme üye olanlara her ay sürpriz bir kutu gönderilen modelde para abonelikten kazanılıyor.  İdeal olan, kutudan çıkan ürünlerin değerinin aylık ödenen ücretten yüksek olması. Ama bu çok da şart değil. O ürünleri ilk kullananlardan biri olmak yahut ilginç ürünlerle karşılaşmak da abonelerin bu hizmeti kullanma nedeni olabiliyor. (Bir kutunun içeriğini şurada görebilirsiniz.)
Surpriz Kutu İş modeli: Abonelere her ay sürpriz bir kutu göndermek

Birchbox ile başladı

  • Modelin mucidi bildiğim kadarıyla Birchbox. En azından onlardan sonra popüler oldu. 2 kadının kurduğu siteyi ilk kez Ekim 2010′da aldıkları yatırım vesilesiyle duyduk.
  • Birchbox’ta basit ama iyi bir fikirden yola çıkılmıştı. Malum, makyaj malzemesi firmaları yeni ürünlerinin bir kısmını tester (sample) olarak ücretsiz dağıtıyor. Bu örnek ürünler kadınlara dergi promosyonu, satış noktası gibi kanallarla ulaştırılıyor.
  • İşte Birchbox bu ürünler için yeni bir dağıtım kanalı yaratıyordu. Üstelik bedava dağıtılan ürünleri parayla satarak hem yeni makyaj malzemesi kullanmaya yatkın hem de alım gücü yüksek bir kitlenin kullanımına sunuyordu. Yani ürünleri doğru hedef kitleye ulaştırmış oluyordu. Birchbox’ın başarısı toplamda 12 milyon dolar yatırımla taçlandırıldı.

Model klonlandı ve çeşitlendi

  • Kutulu modelin kaderi tüm yeni çıkan iş modelleriyle benzer oldu tabii. Önce kendi ülkesinde, ardından Avrupa’da (Glossybox, JolieBox) ve tabii Türkiye’de (Lilakutu, Vanilyaclub, Luxybox) klonlandı.
  • Klonlama furyası devam ederken kimileri de makyaj malzemesiyle başlayan sürpriz kutunun içeriğini farklı ürünlerle çeşitledi. Örneğin, Lovewithfood‘un kutusundan gurmeler için tadımlıklar, Blissmobox‘ın kutusundan organik yiyecekler ve çevre dostu ürünler, Babbaco‘nun kutusundan çocuğunuz için eğitim araç gereçleri çıkıyor.
  • Birchbox’ın 2012′de IPO yapabilecek büyüklüğe erişeceğini öngörenler var. Fakat öte yandan, makyaj malzemeleri firmalarının tester olarak dağıttığı ürünlerin sınırlı sayıda olduğunu, bunun da modelin büyümesindeki en büyük engel olacağını savunanlar da yok değil.
  • Model hakkında ne düşündüğünüzü, sizin gördüğünüz avantaj-dezavantajlarını, ne tür versiyonlarının yapılabileceğini yorum olarak yazarsanız sevinirim. Paylaşalım, güzelleşelim. :)
Posted in Dünya İnterneti, Klonla Bunu, Türk İnterneti | Tagged , , , , , | 4 Comments

Meraklısı için MAGNET ofis

Şirkete check-in yapma vesilesiyle Foursquare‘de epey ofis fotoğrafı birikmiş. Bunları SiteSahibi’nde paylaşmış olayım.  (Şurada ofisin panoramik görüntüsü, şurada da odamdaki action figure’ler var.)

Bu vesileyle şirketin isminin neden MAGNET olduğunu da açıklayayım. Bu benim fikrimdi. Ama şu anda pek beğendiğimi söyleyemem. Bu isim aslında sloganla birlikte biraz anlam kazanıyor: MAGNET – İnsan Mıknatısı.  Malum, şirketin ilk projesi arkadaşlık siteleriydi.  İkinci hecede NET olması da o zaman hoşuma gitmişti. Gerçi asıl markalar zaten sitelerimiz, şirketin ismi önemli değil ama yine de daha içime sinen bir isim olmasını tercih ederdim doğrusu.

ofis1 Meraklısı için MAGNET ofis

ofis Meraklısı için MAGNET ofis

ofis2 Meraklısı için MAGNET ofis

ofis6 Meraklısı için MAGNET ofis

ofis8 Meraklısı için MAGNET ofis

ofis7 Meraklısı için MAGNET ofis

ofis33 Meraklısı için MAGNET ofis

ofis5 Meraklısı için MAGNET ofis

ofis4 Meraklısı için MAGNET ofis

ofis9 Meraklısı için MAGNET ofis

 

Posted in Türk İnterneti, UZMANTV | Tagged , , , , , , | 6 Comments

Sigma Partners’ın Türkiye ilgisi

  • Sigma Partners’ın ortaklarından Fahri Diner bizi ziyaret etti. Sigma çok büyük bir Amerikan VC firması. 2 milyar dolarlık bir fonu yönetiyorlar. Yatırımlarına bakarsanız, daha çok B2B startup’lara ilgi duyduklarını göreceksiniz.
  • Fahri Bey bir Kıbrıs Türkü. 1985′ten bu yana ABD’de yaşıyor. 15 yıllık olağanüstü bir girişimci geçmişinden sonra yatırım tarafına geçmiş. 2006′da da Sigma Partners’a katılmış.

3,25 milyar dolarlık exit

  • Elektrik mühendisi olan Fahri Diner, 32 yaşındayken ilk firması Qtera’yı tam 3,25 milyar dolara Nortel Networks’a satmış. Toplantıda konuşmadık ama şuradaki habere göre, Qtera bir kablolama şirketiymiş.
  • Fahri Bey Türkiye internet pazarını tanımak için İstanbul’a gelmiş. Türk internetinin gelecek vaad ettiğini düşünüyor fakat henüz bir yatırım niyeti yok. Şu an için sadece Türk girişimcilerle tanışıyor. Hangi iş modellerinin popüler olduğunu ve ilgi alanlarına giren endüstrilerdeki oyuncuları öğrenmeye çalışıyor.

Fahri Diner diyor ki…

  • Türkler kolay risk alıyor. Bu nedenle de girişimci ruhları var. Avrupa’da ise bu durum tam tersi. Evet, orada büyük pazarlar var ama Avrupalılar risk almadıkları için iyi girişimler çıkaramıyorlar. Kendinizi onlarla kıyaslamayın. Türkiye bu konuda çok daha başarılı olacaktır.
  • Uluslararası bir iş yapmak, Amerikan VC firmalarından yatırım almak, ileride exit’ini Amerika’dan yapmak istiyorsan, Amerikan şirketi kurmak çok daha avantajlı. Yazılımcılarınız, müşteri ilişkileri departmanınız vb. Türkiye’de olabilir. Ama şirketin yönetim kadrosu zamanının büyük bölümünü Amerika’da geçirmeli ve Türkiye’ye gidip gelmeli.
  • Türkiye’de şirketlerin exit yaparken birtakım vergi avantajları olabilir. Bunlar ABD’de yok. Ama bir Amerikan firması iseniz bir diğer Amerikan firmasının sizi satın alması daha kolay. Uluslararası bir iş yaparken, sırf vergi avantajları nedeniyle Türk firması kurarsanız çok daha büyük fırsatları kaçırabilirsiniz.
  • Şirketlerinizi en başından satış stratejisini yaparak kurmanız yerinde olur. Her şirket 50 milyon değerlemeye ulaşmak zorunda değil. Bir şirketinizden 3 milyon, diğerinden 5 milyon, bir diğerinden 500 bin kazanabilirsiniz. Damlaya damlaya göl olur.
  • VC fonlarının süresi 10 yıl gibi düşünülür. Ama bizim 3 yıl sonunda çıkış yaptığımız yatırımlarımız da var. Bana göre bir şirketten 7 yıl sonunda çıkılması idealdir.

we are who Sigma Partnersın Türkiye ilgisi

 

Posted in Türk İnterneti | Tagged , , , , , , , , | Leave a comment

Atomico’nun artık Türkiye’de temsilcisi var

  • Avrupalı VC’lerin Türkiye ilgisi devam ediyor. İlgilerinin en önemli göstergesi de Türkiye’de ofis açmaları veya bir temsilcilerinin Türkiye’ye taşınması.
  • Bunun son örneği Atomico oldu. Skype’ın kurucusu Niklas Zennström‘ın şirketi olan Atomico 500 bin dolar ile 42 milyon dolar arasında yatırımlar yapıyor. En bilinen (ve de en kârlı) yatırımı ise Angry Birds.
  • Atomico’yu Türkiye’de Wouter Gort temsil ediyor.  Wouter ile Endeavor’un Amman ISP‘sinde tanışmıştım ancak İstanbul’da bir araya gelememiştik. Şu aralar Türkiye internet pazarını ve oyuncuları tanımak için toplantılar yapıyor. Perşembe sabahı Bebek’teki Happily Ever After‘da buluştuk.  Hem kendimizi tanıttık hem de sektörü konuştuk.

Sıfır şirkete yatırım yapmıyorlar

  • Atomico’nun Türkiye’ye ayrılmış bir fonu var. Ancak henüz hiç yatırım yapmadılar. B2C denen “tüketici interneti” ile ilgileniyorlar. Bizim ana iş kollarımızdan biri olan dating de ilgi alanlarından biri. Geçmişte yatırımcı oldukları Woome‘yi Zoosk’a satarak çıkış yapmışlardı.
  • Wouter’ın söylediği önemli şeylerden biri, “sıfır” şirketlere yatırım yapmadıkları. En azından “gün bir” olmasını tercih ediyorlarmış. Atomico’dan yatırım alabilmeniz için sitenizin açık, yani işinizin kurulu olması gerekiyor. Ancak o durumda görüşmelere başlıyorlarmış.
  • Bu aslında VC’lerin tercih ettiği bir şey. Böylece risklerini azaltıyorlar. Benim tecrübelerim de gösteriyor ki, ilk 1 ayda ortaya çıkan istatistiklerinize bakarak dahi gelecek 5 seneki resmi görme şansınız olabiliyor.

ATOMICO Atomiconun artık Türkiyede temsilcisi var

Posted in Türk İnterneti | Tagged , , , , , , , , , | Leave a comment

Kadir İnanır istanbul.net, Tarık Akan UZMANTV (Webrazzi 2011)

  • Webrazzi 2011 halk oylamasının sonuçlarını öğlen gördüm. Video kategorisinde UZMANTV 2440 oyla Dailymotion’ın ardından ikinci olmuş. Dailymotion‘ın aldığı oy 2752.
  • En iyi arkadaşlık sitesi kategorisinde ise istanbul.net 1430 oyla birinci, Siberalem 1293 oyla ikinci olmuş.
  • Bunları gördükten sonra Twitter’a şu yorumu yazdım: Alkışlarla Yaşıyorum geçse bir şey değil de, Dailymotion’ın UZMANTV’yi geçmiş olması koydu valla.
  • “Koyma” kısmı abartı tabii ama yine de Dailymotion gibi “özelliği olmayan” bir siteye geçilmek hoşuma gitmedi doğrusu. Fakat burada bir suçlu varsa o da biziz. Becerebilseydik de bizim sitemiz 2752, hatta 27,752 oy alsaydı. Onlar aldıysa demek ki eksik yaptığımız bir şeyler var.
Kadir ve Tarık

  • Bu satırları yazma sebebim bu değil. Şunu farkettim: UZMANTV’nin ikinciliğini sıkıntı yaptığım ve hatta Twitter’a bir şeyler yazma ihtiyacı hissettiğim halde istanbul.net’in birinci olması beni hiç etkilemedi.
  • Sonradan bunun haksızlık olduğunu düşündüm. Arkadaşlık repütasyonu olmayan bir iş. Ama ilk günden itibaren para makinası olarak hayat standartımızı yükseltti ve daha da önemlisi, UZMANTV gibi büyük bir değer yaratmamızı sağladı.
  • Şurada diyorum ki, UZMANTV dört buçuk yıldan sonra kâra geçti. 2007′den bu yana 7 milyon TL’ye yakın para yaktı. Peki bu para nereden geldi? Tabii ki arkadaşlık işimizden.
Kendimi kınıyorum

  • İki proje de benden çıktı. Yani onlar benim çocuklarım. Bir oğlum Kadir İnanır. Repütasyonu olmayan işler yaparak evin geçimini sağlıyor. Geçim sıkıntısından sebep okuyamadı. Dişiyle tırnağıyla kazıyarak Karagümrük’te bir kahve sahibi oldu. Ufak tefek mafyavari işler yapıyor. Ama dürüst, mahallesinde sevilen bir insan.
  • Diğer oğlum ise Tarık Akan. Kadir abisinin sağladığı imkanlarla okudu. Temiz yüzlü, akıllı bir çocuk. Ders çalışmaktan başka bir şey bilmez. Kabataş Erkek Lisesi’nden sonra İstanbul Hukuk’u bitirip pırıl pırıl bir avukat oldu. 2011 Kasım’ında ilk maaşını aldı. Artık eli ekmek tuttuğu için kendi kanatlarıyla uçabilecek.
  • Ben de haliyle burada kayıran baba oluyorum. Kadir’in başarısından gurur duymuyorum ama Tarık’ın (nispi) başarısızlığını yüreğimde hissediyorum. Ayıp bir şey tabii. Huzurunuzda kendimi kınıyorum.

Ateşdağlı Kadir İnanır istanbul.net, Tarık Akan UZMANTV (Webrazzi 2011)

Posted in Türk İnterneti | Tagged , , , , , , | 4 Comments

Speeddate.com’un kurucusu Dan Abelon ile görüşme

  • Her vesileyle söylüyorum, Endeavor faydalı bir oluşum. Endeavor girişimcisi olduğum için gayet mutluyum. (Bu süreci merak edenler olabilir. İlk fırsatta “Nasıl Endeavor girişimcisi olunur?” minvalinde bir yazı yazayım. Hem içine kendi hikayemi de koyarım.)
  • Endeavor’ın girişimlere para yatırdığını sananlar var. Oysa bu doğru değil. Endeavor’ın sağladığı katkı, network ve mentorluk hizmetleri. Hem dünyada hem de Türkiye’de bizzat Endeavor’ın yönetiminde olan pek çok başarılı isim olduğu gibi, eğer, “Benim filanca konuda öğrenmek istediklerim var, bana yardımcı olur musunuz?” derseniz, dünyanın dört bir yanındaki Endeavor çalışanlarından destek alabiliyorsunuz.

Türk mühendis ordusu

  • Amerika’daki dating sektörüyle ilgili bazı sorularım olduğunu söyleyerek Endeavor New York ofisine ricada bulundum. Sağolsunlar, Türkiye ayağında Melih, ABD tarafında Shaun hemen çalışmaya başladı. Bunun sonucunda da speeddate.com sitesinin kurucularından Dan Abelon ile Skype görüşmesi yapma imkanı bulduk. (Reyhan Çepik, sitenin diğer kurucu ortağı Simon Tisminezky ile bir Webrazzi röportajı yapmıştı. Reyhan’ın söylediğine göre, Speeddate, Silikon Vadisi’nde en çok Türk mühendis çalıştıran girişim.)
  • Speed Dating hadisesi bizde birkaç kez denendi ama gözlemlediğim kadarıyla başarılı olmadı. Bilmeyenler için, bu bir tanıştırma aktivitesi. İlk kez 1998 yılında Amerika’da yapılmış. Speed dating’te (misal) 10 kız, 10 erkek ve 10 da masa oluyor. Herkes bir diğerinin masasına gidip belirli bir süre (mesela 3 dakika) konuşuyor ve ardından bir sonraki kişiye geçiyor. Eğer o 3 dakikada karşındaki kişiye dair iyi bir intiba edinmişsen bir tanışma buluşması için randevulaşıyorsun.

Dating ülkesi Amerika

  • Speeddate.com 2007′de kurulmuş bir girişim. Şu ana kadar 8.6 milyon dolar yatırım almışlar. Yaptıkları, offline dünyadaki speed dating’i online’a taşımak. Görüşme webcam ile gerçekleşiyor. Uzun profiller, mesajlaşmalar yok. Karşındaki ile konuşmak için 3 dakikaya sahipsin. Ardından sonraki üyeye geçiyorsun.
  • Malum, Amerikalıların bizimle kıyaslanmayacak bir buluşma kültürleri var. Kadınların ve erkeklerin birbirlerini tanıması için en doğal yollardan biri “date” etmeleri. Bir kahve içiyorlar veya yemeğe çıkıyorlar veya sinemaya gidiyorlar. Eğer birbirlerine uygun olduklarını görürlerse, ikinci, üçüncü buluşma gerçekleşiyor. Ondan sonra da sevgili olma yoluna giriyorlar. Bizde de bunlar yaşanıyor tabii ama önemli bir farkla: Eğer bir çift buluşmuşsa, yani “başbaşa” aşamasına gelinmişse, iki tarafın da beklentileri bir miktar olgunlaşmış olabiliyor. Bizde, “Anlaşacak tiplere benzemiyoruz” diyerek at sepeti koluna, herkes kendi yoluna yapmak Amerika’da olduğu kadar kolay değil. Arızalar çıkabiliyor.

Amerika’ya taşınmaya gerek yok

Dan ile epey uzun konuştuk. Notlarımın bir kısmını sizinle de paylaşayım:

  • Global veya Amerika’ya hitap eden bir siteyi Türkiye’den de yapabilirsin. Bunun için ABD’ye (Silikon Vadisi’ne) taşınmaya gerek yok.
  • Eskiden viral yöntemlerle Facebook’tan trafik getirmek kolaydı. Ama Facebook’un aldığı önlemlerden sonra bu kaynak kurudu.
  • Dating dünyasında rekabet çok yüksek. Match, Eharmony gibi devlerle baş etmek zor. Çok ciddi pazarlama bütçesi gerekiyor. Standart üyenin maliyeti 5 dolar civarında.
  • Online dating’te yeni fikirlere ihtiyaç var. İnovatif bir proje ile sivrilmek mümkün. Geçen yılın sürpriz işlerinden biri olan howaboutwe bunu yaptı. Basit bir fikirle iyi bir çıkış yakaladılar.

i can do annytihng Speeddate.comun kurucusu Dan Abelon ile görüşme

Posted in Dünya İnterneti | Tagged , , , , , , , , , | Leave a comment

Ada’dan iPad oyun önerileri

Pek oyun oynayan biri değilim. Ama 8 yaşındaki oğlum Ada’nın tüm çocuklar gibi maşallahı var. iPad 2 aldıktan sonra eski iPad’mi ona verdim. Play Station 3′ü ve PSP’si olmasına karşın artık en çok iPad’de oynadığını görüyorum.

Oyuncular için Ada’ya bu aralar en çok hangi oyunları oynadığını sordum:

Ada oyun Adadan iPad oyun önerileri

Posted in Ada | Tagged , , , , | Leave a comment

Mekanist.net Ali Servet Eyüboğlu ile buluşma

  • Mekanist.net‘in kurucu ortaklarından Ali Servet Eyüboğlu ile Teşvikiye House Cafe’de buluştuk. (Bir Mekanistçi ile yemek yediğim için söyleyeyim: House Cafe’nin fırında makarnası lezzetli ve alıştığımızdan büyük. Ama mücveri çok yağlı. Big Chef geçen ay mücver yapmaya başladı. O daha güzel.)
  • Ali ile daha evvel tanışmamıştık. Akıllı ve yaptığı işe hakim bir arkadaş. Bilgisayar mühendisliği okumuş. Etrafına yaydığı olumlu bir enerji olduğu için insan olarak da sevdim. Ayrıca gayet ideal bir girişimci gibi geldi bana. Gece gündüz çalışıyor. Hedeflerini belirlemiş. Bunlara ulaşma yoluna baş koymuş. Yaptığı işe kafa yoruyor. Ve üstüne de, “her şeyi o bilmiyor”, başkalarını da dinliyor.

VC’yi dikkatli seçmek lazım

  • Mekanist’e Pond Ventures 2,5 milyon euro yatırmıştı. Maalesef zamanımız olmadığı için VC ilişkilerine giremedik. Sektörde bilgi birikimi olması için yatırım alan Türk girişimcilerin VC firmalarıyla görüşmelerini, yaşadıkları sorunları ve VC’lerin şirketlerine yaptığı katkıları paylaşması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü maalesef bizde VC’ler sadece para veren kişiler olarak görülüyor. Ama bu tam böyle değil. Aslında onlar sizin ortağınız oluyor. Her önünüze gelenle, her arkadaşınızla ortak olmazsınız değil mi? Yatırım firmaları için de durum farklı değil. O yüzden VC seçerken dikkatli olmak gerekiyor.
  • Mekanist malum, Yelp‘in izinden giden bir site. Yelp’i Yelp yapan da elbette yorumlar. Mekanist.net’e ayda 20 bin civarı yorum geliyormuş, 15 bini onaylanıyormuş. Bu hakikaten Türkiye için büyük bir rakam. Çünkü biz maalesef hem yazmada hem de kendimizi ifade etmede sıkıntılı bir milletiz. Bu yorum sayısına kolay gelinmemiş tabii. Mesela, en iyi yorum yazanlara (Mekanistçi deyimiyle guru) ayrı ayrı ilgi gösteriyorlarmış. Hatta Ali hepsini ismen tanıdığını dahi söyledi. Gittigidiyor ekibi de ilk yıllarında aynı özeni satıcılar için gösteriyordu. Herbirini yüz yüze tanıyorlar, onları zaman zaman ziyaret ediyorlardu. GG’nin satıcıları neyse Mekanist’in yorumcuları da o tabii.

Küçük işletmelere yönelin

  • Ben yazmayı, paylaşmayı ve gezmeyi seven biri olarak aslında ideal bir Mekanist guru’suyum. Ama bırakın guruluğu, henüz Mekanist’i düzenli kullanma alışkanlığımı dahi edinmiş değilim. iPhone’unumda  Mekanist app’i var fakat en son ne zaman kullandığımı hatırlamıyorum bile. Ali ile bunu da konuştuk. Onun savı, bu tip işlerde bir critical mass noktası olduğu, belirli milestone’lar aşıldıktan sonra benim gibi insanların da artık Mekanist’i kullanmaya başlayacağı yönünde.
  • Küçük işletmeler üzerine kurulu işlere güveniyorum. Sonuçta dişçinin, emlakçının, çocuk yuvasının yeni müşteriye ihtiyacı var. Ama mekanlara dayalı olanlardan pek emin değilim. Çünkü… Grup satın alma işinde gördük ki, ticari bilinç henüz olması gereken seviyede değil. Fırsat siteleri vasıtasıyla gelenlere, “Yeni müşteri edindim, iyi hizmet vereyim ki, daimi müşterim olsun” demek yerine bedavacı olarak gördüler. Hem onları kaybettiler hem de ortalığa binlerce haklarında kötü konuşan insan saldılar. Bir de Türkiye’de dışarıda yemek alışkanlığı yeterince yaygın değil. İş çıkışı bir yerlere uğramak yerine doğruca eve gidiliyor. Böyle olunca da çok az mekan tutunabiliyor. Sürekli açılıp kapanıyorlar.

tumblr ltvwbhoSYn1qio13fo1 500 Mekanist.net Ali Servet Eyüboğlu ile buluşma

Posted in Türk İnterneti | Tagged , , , , , | 4 Comments

UZMANTV’nin kârâ geçmesi dört buçuk yıl sürdü

  • UZMANTV fikri Şubat 2007′de çıktı. Video (aslında Youtube) patlamıştı. Televizyon, internet ve içerik üretme deneyimlerimi birleştirmek için bir video projesi arıyordum. Bir gece about.com‘dayken şimşek çaktı: Sadece uzmanların olduğu, video tabanlı bir soru-cevap sitesi.
  • UZMANTV o zaman için benzeri olmayan bir projeydi. En yakını İngiltere orijinli, 30 milyon dolar yatırım alan videojug idi. Fakat videojug o zamanlar sadece “how to” sitesiydi. Hiç uzman yoktu. Videolar dış sesle çekiliyordu.
  • UZMANTV’nin hazırlığı 6 ay kadar sürdü. Haziran sonunda siteyi açtık. Enteresandır, o kadar televizyonculuk deneyimime rağmen ilk dönemde çektiğimiz videolar gayet kötüydü. Sonradan ışığı, açıları filan toparladık. Anlaşılan o ki, hiçbir şey bir günde inşa edilemiyor. İlla zaman gerekiyor.
  • Türkiye’de içerik yok. Neden? Çünkü içerikten para kazanılmıyor. Ama ben düşündüm ki, iyi içerik markaların ilgisini çeker. Reklamverenler; profesörün, mimarın, akademisyenin olduğu bir platformda olmayı isterler. Ama bu, hiç de hayal ettiğim şekilde gerçekleşmedi.
  • 2009 senesinin sonlarına kadar neredeyse hiç reklam almadan, yani sıfır gelirle hayatımızı sürdürdük. Ortaya çıkan ürünle gurur duyuyorduk ama profesyonel video üretmek sanıldığından da masraflı. Toplamda zannederim 5-6 milyon kadar yatırım yaptık. Arkadaşlık sitelerimizden kazandığımız ne varsa UZMANTV yaladı yuttu. Ama helali hoş olsun tabii.
  • 2009 sonlarında, nihayet beklediğimiz günler geldi. Video reklam dünyada yükselişe geçti. Bizde de ilk denemeler başladı. Fakat henüz Türkiye’deki dijital planlamacıların hayatına girmediği için ilk video reklam satışlarımızı televizyon planlaması yapan ajanslara sattık.
  • 2010 hiç fena gitmedi. Çünkü video reklam artık dijital ajansların da gündemine girmişti. Bu yeni reklam tipinin gönül rahatlığıyla kullanabileceği en iyi mecralardan biri UZMANTV olduğu için çok şükür artık kıymetimiz anlaşılmıştı.
  • 2011 (yani geçtiğimiz yıl) 2010′dan da iyi geçti. Hem müşteriler, hem ajanslar hem de bizim tarafımızda pek çok şey oturdu. Hal böyle olunca da, nihayet 2011 Kasım’da UZMANTV ilk kârlı ayını geçirdi. Aralık’ta ise kârını ikiye katladı. 2012′de gelirlerimizin %100′e yakın büyüyeceğini ve UZMANTV’nin arkadaşlık işimiz kadar nakit yaratacağını düşünüyoruz.
  • Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan.

UZMANTV Logo UZMANTVnin kârâ geçmesi dört buçuk yıl sürdü

Posted in Türk İnterneti, UZMANTV | Tagged , , , , , | 20 Comments

Yeni bir blog denemesi daha

  • Senelerdir blog tutmaya heves ettim. Sayısız girişimlerim oldu. Fakat hepsi devamsızlık, dolayısıyla da başarısızlıkla sonuçlandı.
  •  Neden böyle olduğu üstüne kafa yorunca 2 sebep buldum.  1) ”Nerede blog yazayım, hangi yazılımı kullanayım, bunu nasıl Türkçeleştireyim” gibi platform dertleri. 2) ”Madem yazıyorum, çok zaman ayırayım, mümkün olduğunca iyi yazayım” kaygıları.
  • Bu ikisini aşmam lazım tabii. Yazmamak, paylaşmamak, fayda sağlamamak kötü olan. Diğerlerine neden takılıyorum ki! Hem hiç yeni yıl kararım yok. Bari blog yazma hedefim olsun.
  • Çözüm: 1) Godaddy’de kurdum bir wordpress. Oldu da bitti maşallah. 2) Blog’un formatını “not tutar gibi yazma” olarak belirledim. Yani bullet bullet, sanki kafamdakileri kağıda döker gibi yazacağım. Bu da hızlı ve fazla yazı üretmemi sağlayacak. Ayrıca bunun okunması da kolay.
  • Diyorum ve başlıyorum. Bugün 4 Ocak 2012, Çarşamba. Bakalım 4 Ocak 2013′te kaç yazı yazmış olacağım.

life Yeni bir blog denemesi daha

Posted in Blog | Tagged , | 14 Comments